Hatırladığım Kadarıyla Ben Hep Vardım⎜As far as I Can Remember I’ve Always Been Around

 

 

Please scroll down for English

“Hatırladığım Kadarıyla Ben Hep Vardım”
12-19/12/2018
Açılış: 12/12/2018, 18:00
Atölye 21/1

Kültür için Alan tarafından desteklenen Monitor, “Hatırladığım Kadarıyla Ben Hep Vardım” başlığını taşıyan yeni sergisinde, Adrian Paci ve Hera Büyüktaşçıyan’ı ağırlıyor.

Her iki sanatçının da üretim pratiğinde önemli bir yer tutan aidiyet kavramını zamanın anları üzerinden sorgulayan sergi, Beatriz Sarlo’nun bellek kültürü hakkında kaleme aldığı Geçmiş Zaman isimli kitabında bahsettiği gibi, her tekrarda dönüşüm geçiren anlatının yarattığı zamansallığa odaklanır.*

Arnavutluk doğumlu sanatçı Adrian Paci, göç, hafıza ve kültürel kimlik kavramları üzerine yoğunlaşan çalışmalarını ve yaşamını 1997’de iltica ettiği İtalya’da sürdürüyor. Paci’nin “Sütun” isimli çalışmasında, ait olduğu yerden sökülüp alınan mermer parçasının okyanus aşırı seyahatine tanık oluruz. Uzak Doğu’dan ayrılıp Avrupa’ya açıldığı yolda geçirdiği dönüşüm, doğadan alınıp insan eliyle kültüre dönüştürülmesiyle sınırlı değildir. Bu dönüşüm, bizi küreselleşme çağında kültürel kimlik sorgulamalarına götürdüğü gibi, zaman tasarrufu üzerine düşünmemize de yol açar. Gemide, hızla akıp geçmeyen zamanın içinde elde edilmeye çalışılan kâr, işçilerin bedeninde ilk bakışta dahi görebileceğimiz izlerden beslenir. Ufuk çizgisinin netleşmediği bu yolculukta değişime uğrayan yalnızca taş parçası değildir. Ancak bu değişim, sütuna dönüşen mermerdeki kadar görünür olmaz. Uyuyup uyanıp tekrar işe koyulanlardan çalınan zaman, vakit ve nakit olarak başkalarına geri döndüğünde, ait olmadığı yerde tutunamaz. Geçmişi yeniden gözler önüne serme amaçlı girişim, ait olmadığı koşullar altında gerçekleştirildiğinde, kimin tarihine aittir? Geçmiş uygarlıkların dokusunda günümüz koşullarıyla yoğurulanı geleceğe taşıyacak zaman, katman katman inşa edilen hafızanın coğrafyasında, hiç bitmeyecek bir öykünün saklı anlatıcılığını üstlenir.

Üretimini ve yaşamını İstanbul’da sürdüren sanatçı Hera Büyüktaşçıyan, çalışmalarında hikâye anlatıcılığı vasıtasıyla oluşturduğu gerçeküstü dünyasından seslenir. Kaybedilmiş hafızanın yolculuğuna çıktığı üretimlerinde, geçmişin izlerini bugünden ayrılmadan takip ederek görünmeyeni görünür kılar. Sanatçı, L’Acquedotto Augusteo del Serino’da gerçekleştirdiği mekâna özgü yerleştirmenin araştırma sürecinde ürettiği “Akışkan Temeller Üzerinde” isimli çalışmasında, farklı zaman dilimlerinin izini sürer. Gündelik yaşamın parçası haline gelirken çeşitli müdahalelere maruz kalmış yerüstünden farklı olarak yeraltı, derinliklerine inildikçe üzerinde yürüdüğümüz zeminin altındakiler hakkında düşünmemizi sağlar. Kurumaya bırakılan çamaşırlar, fondaki yer yer yıkık duvarın yüzeyinde salındıkça yaşamın döngüsünden kısa bir kesit sunar. Tıpkı, mekânın belleğine çıkılan yolculuktaki rehberimiz karolar ve yansımalarında olduğu gibi, farklı zaman dilimlerini bir arada tecrübe ederiz.

Yeniden üretilen hafızanın devinen zaman içinde kendine yer edinme çabasına tanık olacağımız sergi “Hatırladığım Kadarıyla Ben Hep Vardım”, 12-19 Aralık 2018 tarihleri arasında, Atölye 21/1’de ziyaret edilebilir.

“As far as I can remember I’ve always been around“
12-19/12/2018
Opening: 12/12/2018, 6:00 pm
Atölye 21/1

Monitor, supported by Spaces of Culture, hosts Adrian Paci and Hera Büyüktaşçıyan in the exhibition entitled “As far as I can remember I’ve always been around”.

The concept of belonging often finds itself a place in the works of both Paci and Büyüktaşçıyan. The exhibition questions the concept of belonging on the basis of moments of time, and just as Beatriz Sarlo mentions in her book Time Past about the culture of memory, focuses on the temporality of time created by narrative that transforms at each repetition.*
Born in Albania, Adrian Paci lives and works in Italy where he took asylum. His work focuses on the concepts of migration, memory and cultural identity. In his work “The Column” we witness the transoceanic journey of a piece of marble column extracted from where it belonged to. En route from the Far East to Europe, it goes under a transformation from its natural form to a hand-made piece of culture, and the transformation is not limited to that. The transformation is about the questioning of cultural identity in the period of globalization and leads the audience to reflect on saving of time. The profit to be made within the fast running time on board can be maintained by the traces visible on first sight on the bodies of workers. The horizon line is not apparent and it is not only the piece of stone that is subject to transformation in this journey. However, the change here is not as visible as the change on the marble. When time -stolen from the people who set to work day after day- returns to others in terms of time and cash, it cannot subsist where it does not belong to. Whose history does the attempt to re-display past conveyed under unauthentic conditions belong to? Time carries to future whatever is blended in past civilizations’ pattern under today’s circumstances. It becomes the hidden storyteller of a never-ending story in the geography of memory constructed layer by layer.
Hera Büyüktaşçıyan lives and works in Istanbul. Her work speaks from a surrealistic world formed through storytelling. Her work is a journey towards the lost memory, rendering the unseen visible by following the traces of past without leaving the present. In her work “On Fluid Foundations”, which she produced during the research process of her installation at L’Acquedotto Augusteo del Serino, she traces different timeframes.
Different from the aboveground, which is exposed to various interventions as becoming part of daily life, the underground lets us think about what’s underneath the ground we walk on as we go deep into it. The laundry left to dry represents a short section of lifecycle while swaying on the partly ruined wall at the background. We experience different time periods simultaneously just like the floor tiles and their reflection at the journey to the memory of the space.
“As far as I can remember I’ve always been around” presents the re-produced memory’s effort to find itself a place within the moving time. The exhibition can be visited from 12 to 19 December 2018 at Atölye 21/1.