Beni Güzel Bir Yerlere Götür ⎜Take Me Somewhere Nice

 

 

 

 

Please scroll down for English

Beni Güzel Bir Yerlere Götür
Hale Tenger – Šejla Kamerić
20 – 30/12/2019
Açılış: 20/12/2019, 17:30

Kültür için Alan tarafından desteklenen Monitor, 2019’un son sergisinde Hale Tenger ve Šejla Kamerić’i ağırlıyor. Geride kalan sessizlik ve sekteye uğratılan günlük yaşamın akışı üzerinden toplumsal travmaların konu edildiği “Beni Güzel Bir Yerlere Götür” başlığını taşıyan sergi, 20 Aralık’ta Hale Tenger ve Özlem Altunok söyleşisiyle Kardıçalı Han’da ziyarete açılacak.

“Güneşin bir resmini yap bana –
Ki odama asabileyim –
Ve inanabileyim ısınacağıma
Diğerleri ‘Gün’ dediği zaman!”*

Hale Tenger’in “Beyrut” isimli çalışmasında, bir zamanların göz kamaştırıcı St. Georges Hotel’inin pencerelerini görürüz. Lübnan iç savaşı sırasında hasara uğrayan otel uzun yıllar renove edilmeyi beklemiş ve 2005 yılında Refik Hariri’ye karşı düzenlenen bombalı suikast sonucu yeniden zarar görmüştür. Etrafında çekim yapmanın yasak olduğu otelin zarar görmemiş cephesi, başka bir otel odası penceresinden sanatçı tarafından gizlice kayıt altına alınır. Benzer kaderi paylaşan coğrafyalardan bir bakış sunan çalışmada, gündüz ve gecenin, umudun ve kaygının birbirine dönüşümünü izleriz. Pencere boşluklarından rüzgârın kuvvetiyle dışarıya doğru uçuşan beyaz perdelerin hareketine, sanatçının uzun yıllar birlikte çalıştığı Serdar Ateşer’in özgün müziği eşlik eder. Gün geceye döndüğünde rüzgarın şiddeti artar ve 2005 yılında olaydan kısa süre sonra kaydedilen videonun bu bölümüne 2006’da gerçekleşen ve 34 gün süren savaş sırasındaki bir İsrail saldırısının bombalama sesleri eklemlenir. Geride kalan yalnızca hasar görmüş ve terk edilmiş binanın ayakta kalan kısmı değil, aynı zamanda tüm katliam ve zorbalıklara rağmen toplumların ayakta kalmaya çalışan, umut eden ve direnen yanlarıdır.

Šejla Kamerić, 2011 yılında ürettiği “Kırmızısız 1395 Gün” isimli çalışmasını, 1992’den 1996’ya dek süren Saraybosna kuşatmasının toplum psikolojisi üzerindeki etkisinden yola çıkarak hazırlar. Çalışmada, kuşatma zamanlarında, Saraybosna’yı saran tepelere yerleşen keskin nişancılardan dolayı “Keskin Nişancı Sokağı” adını alan bölgede yürümeye çalışan kişiler görürüz. Bu kişiler dikkat çekmeyen renklerde giyinip hedef olmaktan korunmaya ve günlük yaşamlarını sürdürmeye çalışan halktan başkası değildir. Eugenio Borgna, “Bekleyiş ve Umut” isimli kitabında, kaygılandığımız zaman yaşamımızın girdiği çıkmazlardan söz eder. Aynı kitabında ise umudun geldiği yeri algılamamız için Maria Zambrano’nun Resim Yerleri kitabından yararlanır ve onun köprü bir yol olduğundan ve yokluğu halinde insanı uçuruma sürükleyeceğinden bahseder**. Umut, geçilemez yerleri, geçilebilir kılar. Kamerić’in çalışmasında, bu görevi müzik üstlenir. Filmde, kameranın takip ettiği kadın Çaykovski’nin 6. Senfonisi Pathétique’ten aldığı güçle yoluna devam eder.

Olaylar geçmişte kalır, kayıplar yaşanır, içinde bulunduğumuz zamanda günler geçmeye devam eder, fakat yaşanılanların anısından kurtulmak dünya, güneş etrafında defalarca dönmesine rağmen mümkün olmaz. Gökyüzünde izler bırakıp geçenin, gösterinin bir parçası olmadığı o günün ardından iyileşmesi nesiller boyu mümkün olmayacak ruhsal travmalar ortaya çıkar. Buna rağmen, Karl Raimund Popper’a göre “tüm canlılar daha iyi bir dünya arayışındadırlar”*** ve tüm değişimler bu arayış sayesinde gerçekleşir.

Birlikte yaşanılan tüm toplumsal travmalar ardından belirmesi beklenen dingin bir gökyüzü düşü “Beni Güzel Bir Yerlere Götür”, 30 Aralık’a dek Kardıçalı Han’da ziyarete açık olacak.

Take Me Somewhere Nice
Hale Tenger – Šejla Kamerić
20 – 30/12/2019
Opening: 20/12/2019, 05:30 pm

Monitor, supported by Spaces of Culture, hosts Hale Tenger and Šejla Kamerić in the last exhibition of 2019. The exhibition, “Take Me Somewhere Nice” discusses social traumas through the silence left behind and the interrupted flow of daily life. The exhibition starts with the talk with Hale Tenger and Özlem Altunok at 17:30 on December 20th at Kardıçalı Han, İzmir.

Make me a picture of the sun-
So I can hang it in my room-
And make believe I’m getting warm When others call it “Day”!*

In Hale Tenger’s work “Beirut”, we watch the windows of the once glamorous St. Georges Hotel. The hotel that was damaged during the Lebanese civil war, has waited for renovation for long years and was damaged again as a result of the bomb attack against Refik Hariri in 2005. While it is forbidden to shoot around the hotel, the undamaged front of the hotel was clandestinely shot by the artist from the window of another hotel room. In Tenger’s work that presents a glance from geographies that share a similar faith, we watch the night and day, and the hope and fear turning into each other. The movement of white curtains flying out with the force of the wind is accompanied by the music of Serdar Ateşer, with whom Tenger has been working for many years. When the day turns into the night, the wind blows even stronger and sounds of an Israeli bomb attack during the 34- day long war in 2006 is added to this part of the video, which was recorded in 2005, shortly after the incident. What is left behind is not only the remnants of the damaged and abandoned building, but also the surviving, hopeful and resisting aspects of societies in face of all massacres and despotism.

Šejla Kamerić prepares her 2011 dated work “1395 Days without Red” with a reference to the impact of siege of Sarajevo from 1992 to 1996 on social psychology. In this work, we see people trying to walk during the siege times in the region called as “Sniper Alley” after the snipers placed on hills surrounding Sarajevo. Those people are exactly the local people who try to avoid being a target by wearing unobtrusive clothes and try to lead their daily lives. In his book “L’attesa e la Speranza” Eugenio Borgna writes about the dead-ends in our lives caused by anxiety. In the same book, Borgna makes use of Maria Zambrano’s book to get the reader comprehend where the hope arises from. Accordingly, hope is a bridge-road and its absence can drag one down the cliff.** Unpassable places become passable with hope. In Kamerić’s work, this task is assigned to the music. In the film, the woman followed by the camera moves on with the power she drives from Tchaikovsky’s Symphony No.6.
Bad events have remained in the past, people had losses, days have gone by and still do at the present moment; although the world has rotated around the sun many times, it has not been possible to get rid of the memories of what has been lived through. What has left traces in the sky has not been a part of the show; after that day, psychological traumas emerged with no possibility of rehabilitation for many generations to come. Nevertheless, “all living beings are in search for a better world”*** according to Karl Raimund Popper, and all changes occur due to this search.

“Take Me Somewhere Nice”, the dream of a tranquil sky expected to appear after all social traumas lived through together, will be open until December 30th at Kardıçalı Han.

*Emily Dickinson, Bir Başka Gökyüzü – Seçme Şiirler, Çev. Nurbanu İnan, Kopernik, Şiir:188, Sf. 129
**Eugenio Borgna, Bekleyiş ve Umut, Çev. Meryem Mine Çilingiroğlu, YKY, Cogito, Sf. 263
***Karl Raimund Popper, Daha İyi Bir Dünya Arayışı, Çev. İlknur Aka, YKY, Cogito, Sf. 7

*Emily Dickinson, There is Another Sky
** Eugenio Borgna, L’attesa e la Speranza
*** Karl Raimund Popper, In Search of a Better World